Tribünsel Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribünsel Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tribünde İnternet Kültürü


Facebook çıktı ortam bozuldu, diyen nice insan tanırım… Tribün dediğiniz zaman kendine has bir kültürü vardı, internetten öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılan bu kültür daha sonraları üçe ayrıldı internetten öncesi, internetten sonrası ve facebook’tan sonrası diye…

Tribün kültürünün internetten sonrası çok önemlidir ki o dönemde takımlarım kendi taraftar forumları vazgeçilmezdir… Misal İnegölspor’un unutulmaz taraftar sayfası www.inegolsporum.com bir zamanların vazgeçilmezi, bu sayfanın üyesi olmak İnegöl tribünün olmazsa olmazlarındandı, ben biraz daha şanslıydım bu sayfanın yöneticilerindendim…

İnegölsporum’da forum sayfalarında her türlü İnegölspor muhabbeti yapılırdı, Cafe bölümünde geyik yapılır, misafir ve rakip takım taraftarları ile hoş sohbetler, tartışmalar yaşanırdı…

Sonrasında olmazsa olmazlardan biri diğeri www.tribundergi.com burada üye olmak tribünü yemiş yutmuş demek gibi bir durumdu… Tribün Dergi’nin kendine has bir sohbeti olurdu, sıkı tartışmalar, can alıcı yorumlar…

Sonra zaman değişti, Facebook diye bir şey çıktı… İsteyen herkes kendi takımı ile alakalı sayfa açabiliyordu, takımınız ile ilgili arama yaparken yüzlerce sayfa çıkıyordu karşınıza ve siz hangisine katılacağınıza karar vermekte zorluk yaşıyordunuz…

Sonra bir tanesini seçiyor ve beğen butonuna tıklıyordunuz, ama olayın farkına vardığınızda pişmanlığının bini bin para…

Facebook’da isteyen isteği gibi sövebiliyor, sayfa yöneticileri bu duruma müdahale etmek yerine onlarda söverek karşılık veriyordu…

Sayfalarda paylaşılan ise ne bilgilendirici, ne öğretici ne haber değeri taşıyan bilgilerdi… Hakkını yemeyelim bu saydıklarımızın hepsini yerine getiren adam gibi sayfalarda yok değil hani…

Ama yeni nesil için tribün kültürünün internet ayağı artık Facebook olmuştu, bir önceki kuşak içinse taraftar sayfalarının, tribün derginin keyfi bir başkaydı…

Farklı Renkler, Aynı Sevdalar...


Nedense içimden İstanbulspor için yazı yazmak geldi…

Diyebilirsiniz ki ne alaka?

İnanın bende bilmiyorum, belki forma renginden dolayı, belki bilmem kaç senesine ait bilgisayar oyunlarında hep İstanbulspor’u seçtiğim için…

Belki sahipsiz olduğu için…

Belki haksızlığa uğradığı için…

İstanbul B.B. takımına yapılan yatırımın milyonda birinin İstanbulspor’a yapılmağı için…

İstanbulspor’un şu an bulunduğu durum bir futbol sever olarak üzüyor beni, futbola bakış açısı ile alakalı olmalı…

Elbette benimde abartarak yazacak olursam iki yakası bir araya gelmesin dediğim takımlar var…

Ama İstanbulspor geçmişine bakıldığında bu takımlardan biri değil…

Haksızlıkların takımı diyebiliriz, Belediye takımlarına gösterilen desteğin İstanbul gibi takımlara gösterilmiyor olması son derece üzücü…

Belediye takımları sıkıntı çekmezken İstanbulspor gibi takımlar basamakları hızla iniyor, taraftar konusunda söyleyecek pek fazla şey yok aslında İstanbulspor ile ilgili…

En büyük şanssızlık sanırım üç büyüklerin bulunduğu şehrin ismini taşıyan takım olması…

Ama yinede özel bir yeri var İstanbulspor’un, İstanbulspor aslında o kadar da sahipsiz değil…

Bir kişi bile olsa peşinden, koşan kovalayan biri var…

İnegöl’de oynanan maçta da buradaydı tek başına,

Misafir tribününde yerini almış pankartlarını asmış, sevdasının peşindeydi…

Hepimiz zaten aynı değil miyiz?

Hepimiz sevdanın peşinde değil miyiz?

Bakın işte şimdi neden İstanbulspor ile ilgili yazmak istediğim anlayabiliyorum…

Belki renkler farklı ama hepimizin sevdası aynı,

Geçen sene İnegölspor’umuz Alibeyköy deplasmanın ter döküyordu ya ligde kalacak yada bizlerin ligi amatör ama sevdası profesyonel bir sezon bekleyecekti bizi…

O maça gitmek bize nasip olmamıştı soluğu Bursa’da almış ve İnegölspor için son derece önemli olan Oyak Renault – Bayrampaşa maçını izlemeye gitmiştik…

Oradan Bayrampaşa’nın galibiyeti ile eşe dosta mutlu haberi vermek istiyorduk…

Bayrampaşa kazanamadı maç berabere bitti...

Bayrampaşalı kardeşlerimizle beraber izledik maçı,

Onların kendi maçlarından çok İnegölspor maçını dert ettiklerini gördük,

İşte bu yüzden seviyoruz tribünü…

Tribünün kardeşlik ruhunu…

Ve netice bizleri mutlu eden o haber geliyordu, İnegölspor ligde kalmayı başarıyordu, o an sarıldığım insanların çoğunu tanımıyordum oysaki…

Üstelik onlar İnegölspor’lu değildi…

Ama benimle beraber seviniyorlardı…

Onlar Bayrampaşa'lıydı...

Renkleri farklıydı ama bizim sevdamızın farkındaydılar, çünkü onların sevdası da aynı sadece rengi farklıydı...

Bayrampaşa kardeşti, Bayrampaşa candı...

Bayrampaşa’nın yeri sizin gönlünüzde nasıldır bilemem ama benim için yeri ayrıdır…

İşin özüne dönecek olursak İstanbulspor kimsesizliğe terk edilmiştir…

Ama kimsesiz değildir…

Onun peşinden koşan bir yürek var hala…

Alkışı hak eden bir yürek…

Onu daha yakından tanımak isteyenler için Sarının Üzerine Siyah isimli blogu ziyaret etmenizi öneririm…

Ve renk ne olursa olsun bizlerin amacı, davası, aşkı aynı…

Tribün Dediğin Sanki Bir Rüya


- Tribün dediğin sanki bir rüya

- Vay çok süper bir laf bu…

- Aynen güzelmiş

- Biz bunu pankart yapalım

- Nasıl olacak?

- Biraz kumaş biraz boya yeter bize…

- Kumaş kolay ben evden çarşaf getiririm (Gülüşmeler)

- Aynen kardeş, birer lira da verdik mi boyada alırız…

- Tamamdır biz bu pankartı yapalım…


Tribün denilen olay televizyonlarda gösterildiği gibi sadece kavga, sadece mevzu değildir… Birçok insan bilmez bunu… Tribün kardeşlik, dostluktur…

Aklıma şu beste geldi, sözler bana ait…

***

Cebimde bir lira, Deplasman yolunda,

Bir paket sigara, Kardeşlerim yanında,

Haykıracağız biz omuz omuza,

Tribün dediğin sanki bir rüya,

Beyaz kumaş üstene yazılan satırlar,

Tellere asılan manalı pankartlar,

Kimimiz bordo, kimimiz beyaz,

Hepimiz farklı tektir ama sevdalar,